Canım Dedem…..
Ben iyiyim, gerçekten iyiyim...
Canım dedem, sana yazmaya başlamadan önce belirtmek istedim iyi olduğumu; çünkü biliyorum ki merak içindesin, kendi kendine soruyorsun…
'Bizim ufaklık neler yapıyor? '
Diye, biliyorum ki en son beraber yediğimiz yemekten sonra, ki aradan beş ay geçti, niye gelmiyorum diye merak ediyorsun. Biliyorum ki sende torununu özlüyorsun benim seni özlediğim kadar. Ama beni merak etme ben çok iyiyim dedecim, yanına gelemiyorum çünkü daha senin karşına başım dik geleceğim dönemde değilim; hala savaş veriyorum aklımdaki yere gelebilmek için... O zaman gelmek istiyorum yanına, o zaman görmeni istiyorum beni...Torununla gurur duy istiyorum...
Hatırlıyor musun üniversite sınavına gireceğim günleri? Hiç kimse inanmazken kazanacağıma; ailem ve sen vardın yanımda.
'Üniversiteyi kazan sana saat alacağım.'
Demiştin ve sınavı kazanıp ta Edremit'ten ayrılırken vermiştin saati. Nasıl tatlı söylemiştin, 'şimdi bana kim masaj yapacak.' Diye hatırlıyor musun? Halbuki sen çağırsan ben gece yarısı da olsa gelirdim Edremit'e; sırf sırtını ovalamak için, sırf o huzur veren yüzünü görebilmek için...Ama bilmiyordun...Bende sana sarılmıştım son kez ve söz vermiştim…
'Her gelişimde ilk sana uğrayacağım, baştan aşağıya sana masaj yapacağım. Hmm birde dedem, ilk maaşımla şöyle baş başa yemek yiyeceğiz. Tamam mı? '
Hoşuna gitmiş, o tatlı yüzün gülümsemişti.. Sonra ben bindim otobüse, seni bırakıp Edremit'te...
Zaman çabuk geçmiş üçüncü sınıfa gelmiştim. Sınavlarda başlamıştı ama nedense ben ders çalışamıyordum; içimde bir şeyler boğuyordu sanki beni, nefes alamıyordum... Derken annem aradı.. Senin rahatsızlandığını ve hastanede yattığını söyledi.
'Geleyim hemen.' Dedim,
'yok kızım çok önemli değil her zamankilerden.' Dedi, halbuki bunlar tamamen meraklandırmamak için söylenmiş kelimelerdi, anlamıştım annemin sesinin titrekliğinden... Telefonu kapattığımda ağlamaya başladım birden. Dayanamıyordum, annemin sesi çok içten geliyordu, tedirgin ediyordu beni. Seni düşündüm sonra...
'Sırtı ağrıyor mudur? ' Dedim kendi kendime...O sırada babam aradı,
'kızcağızım biliyorum ki aklın burada; ama olmasın merak etme, deden iyi.' Dedi; ama nedense gene de rahat etmedi içim...Sınavlara girdim aklımda sen, sınavlardan çıktım aklımda sen... Artık son sınavım vardı, en önemli sınavım...Ama aklımda hala sen vardın...Koymuştum aklıma sınav biter bitmez geliyordum yanına...O gün sınava çalışamadım çünkü içim iyice yanmaya başlamıştı ve aklımda hep sen vardın. Öyle ki hiçbir şey söndüremiyordu içimdeki yangını. Sonra dayanamadım evi aradım. Babam çıktı; annem hastanede senin yanındaydı. Sen iyice kötüleşmiştin ve artık babam sınav filan düşünmeden,
'gel kızım.' Diyordu.
'Son görüşün olacak onu, yetiş, görmeden kaybetme dedeni.'
Sonra anlatmaya devam etti; bir yanının felç olduğunu söyledi, sanki benimde kolum koptu yerinden, oynatamadım elimi...Bilincinin gittiğini artık kimseyi hatırlamadığını söylediler üzüldüm.
Canım dedem, sana yazmaya başlamadan önce belirtmek istedim iyi olduğumu; çünkü biliyorum ki merak içindesin, kendi kendine soruyorsun…
'Bizim ufaklık neler yapıyor? '
Diye, biliyorum ki en son beraber yediğimiz yemekten sonra, ki aradan beş ay geçti, niye gelmiyorum diye merak ediyorsun. Biliyorum ki sende torununu özlüyorsun benim seni özlediğim kadar. Ama beni merak etme ben çok iyiyim dedecim, yanına gelemiyorum çünkü daha senin karşına başım dik geleceğim dönemde değilim; hala savaş veriyorum aklımdaki yere gelebilmek için... O zaman gelmek istiyorum yanına, o zaman görmeni istiyorum beni...Torununla gurur duy istiyorum...
Hatırlıyor musun üniversite sınavına gireceğim günleri? Hiç kimse inanmazken kazanacağıma; ailem ve sen vardın yanımda.
'Üniversiteyi kazan sana saat alacağım.'
Demiştin ve sınavı kazanıp ta Edremit'ten ayrılırken vermiştin saati. Nasıl tatlı söylemiştin, 'şimdi bana kim masaj yapacak.' Diye hatırlıyor musun? Halbuki sen çağırsan ben gece yarısı da olsa gelirdim Edremit'e; sırf sırtını ovalamak için, sırf o huzur veren yüzünü görebilmek için...Ama bilmiyordun...Bende sana sarılmıştım son kez ve söz vermiştim…
'Her gelişimde ilk sana uğrayacağım, baştan aşağıya sana masaj yapacağım. Hmm birde dedem, ilk maaşımla şöyle baş başa yemek yiyeceğiz. Tamam mı? '
Hoşuna gitmiş, o tatlı yüzün gülümsemişti.. Sonra ben bindim otobüse, seni bırakıp Edremit'te...
Zaman çabuk geçmiş üçüncü sınıfa gelmiştim. Sınavlarda başlamıştı ama nedense ben ders çalışamıyordum; içimde bir şeyler boğuyordu sanki beni, nefes alamıyordum... Derken annem aradı.. Senin rahatsızlandığını ve hastanede yattığını söyledi.
'Geleyim hemen.' Dedim,
'yok kızım çok önemli değil her zamankilerden.' Dedi, halbuki bunlar tamamen meraklandırmamak için söylenmiş kelimelerdi, anlamıştım annemin sesinin titrekliğinden... Telefonu kapattığımda ağlamaya başladım birden. Dayanamıyordum, annemin sesi çok içten geliyordu, tedirgin ediyordu beni. Seni düşündüm sonra...
'Sırtı ağrıyor mudur? ' Dedim kendi kendime...O sırada babam aradı,
'kızcağızım biliyorum ki aklın burada; ama olmasın merak etme, deden iyi.' Dedi; ama nedense gene de rahat etmedi içim...Sınavlara girdim aklımda sen, sınavlardan çıktım aklımda sen... Artık son sınavım vardı, en önemli sınavım...Ama aklımda hala sen vardın...Koymuştum aklıma sınav biter bitmez geliyordum yanına...O gün sınava çalışamadım çünkü içim iyice yanmaya başlamıştı ve aklımda hep sen vardın. Öyle ki hiçbir şey söndüremiyordu içimdeki yangını. Sonra dayanamadım evi aradım. Babam çıktı; annem hastanede senin yanındaydı. Sen iyice kötüleşmiştin ve artık babam sınav filan düşünmeden,
'gel kızım.' Diyordu.
'Son görüşün olacak onu, yetiş, görmeden kaybetme dedeni.'
Sonra anlatmaya devam etti; bir yanının felç olduğunu söyledi, sanki benimde kolum koptu yerinden, oynatamadım elimi...Bilincinin gittiğini artık kimseyi hatırlamadığını söylediler üzüldüm.
Telefonu kapattım ve öylece kaldım. Ne yapacağımı şaşırdım. Hemen binip gelsem dersten kalır, seni utandırmış olurdum. Yarın sınavdan sonra gelsem belki de çok geç kalacaktım; telefon elimden düştü, ben bakakaldım...Yatağıma girdim, verdiğin saat elimde, bütün kalbimle seni düşündüm önce; beni hissedesin, sesimi duyasın diye. Sana seslendim,
'dedecim yanındayım.'
Sonra Allah'a dua ettim,
'n’olur onu görmeden alma yanına, n’olur göreyim dedemi.'
'Meleklerini gönder yanına, söylesinler beni beklemesini.'
'Dedem o benim görmeden alma.' Dedim, yalvardım...
Sabah uyandığımda hemen okula koştum, sınava girdim ve doğruca garajın yolunu tuttum...Tam üç saat sonra yanındaydım senin. Annem ve ananem de yanındaydılar...Sen bir yanın felç duruyordun öylece yatakta, zayıflamıştın, deyim yerindeyse çökmüştün resmen... Ama hala güçlüydün be dede, hala beni hiçbir şey deviremez der gibiydin...Yada bana öyle geldi seni sevdiğimden bilmiyorum, bilemiyorum...
Yanına oturdum, bana bakıyordun...Korktum o an beni hatırlamayacaksın diye...
'Ya tanımazsa. '
Diyordum içimden ki sen hissetmişsin gibi korkularımı,
'Meral.'
Dedin zar zor oynattığın ağzınla...Ananem bakakaldı, şaşırdı. Geldi yanına tekrar sordu...
'Kim gelmiş seni görmeye? '
Sen büyük bir zorlukla tekrarladın ismimi...O kadar mutlu olmuştum ki ve korkularım birdenbire öyle bir kaybolmuştu ki; gözlerindeki ışığı fark ettim ardından...Evet sende benim gelmeme mutlu olmuştun. Hemen elini tuttum,
'dedecim sırtını ovalayayım mı, ağrıyor mu gene eskisi gibi? ' Dedim, elimi sıktın...
'Tamam, şimdi bir tanecik ağrın kalmayacak' Diyerek, sırtını ovaladım; bütün kalbimle ağrılarının bana geçmesi için dua ettim Rabbime...Seni görmüştüm ya, değil senin ağrıların kolum gitse umurumda olmazdı artık...
Hatırlıyor musun dedem, öpmüştüm her yerini...Dudakların kımıldamış ve zar zor sende kondurmuştun bir öpücük gülümseyerek...Sonra ben kalmak istedim yanında. Annem,
'kabul etmezler.' Dedi,
'kapıda beklerim, hastane girişinde n’olur.' Dedim,
'olmaz üşürsün, yarın gel yine, hadi kızım geç kalma.' Dedi, ananem onu onayladı başıyla... Boynum eğik kabul ettim...
sana baktım,
'dedecim ben yarın gene geleceğim ama şimdi gidiyorum.' Dedim üzgün...Bana baktın gitme der gibi... Gözlerimi çekip gidemiyordum... Uzun uzun baktın bana, bende sana... Derken öptüm seni ve Edremit'in yolunu tuttum.. Yorgunluktan göz kapaklarımın kapandığını fark edemeden sen geldin rüyama,
'meleklerin geldi. 'Dedin gülümseyerek. Öptün beni...
'Seni seviyorum miniğim.'
Uyandığımda Edremit'teydim... Otobüsten inip de eve vardığımda, babam üzgün;
'dedeni kaybettik. ' Dedi, yıkıldım o an, kahroldum dedem... O zaman anladım rüyamdaki gerçek sendin...Veda ediyordun bana...Dua etmiştim ve Allah'ım meleklerini yollayıp beni beklemeni söylemişti ve sende beklemiştin. Beni gördün ve bekleme zamanın bitince de gitmen gereken yere gittin.
…………
…………
Canım dedem, özür diliyorum beni beklerken çektiğin acılar için ve tekrar tekrar teşekkür ediyorum beni görmeden gitmediğin, beni beklediğin için. Babam dedeni kaybettik dediğinde üzüldüm; keşke kalsaydım, son dakikalarda elini tutabilseydim dedim, kendi kendime lanetler yağdırdım...
Ama olmamıştı. Kalmamıştım...Kalamamıştım...Yemeğimizi yiyemeden bırakıp gitmiştin beni, daha okul bitmeden gitmiştin...Seni toprağa karışırken düşünemiyordum; şimdi ben kimin sırtını ovalayacaktım dedecim, şimdi ben sensiz ne yapacaktım?
………..
………..
Aradan yıllar geçti ve 2004 Nisan’ı geldim yanına...Bütün köy beni deli sanmıştı da annem gülerek anlatmıştı bunu bana...Ananemle yemek yapmıştık... Hepsinden birer tabak alıp gelmiştim yanına. Hatırlıyorsun değil mi? Bedenin olmasa da ruhun vardı yanımda biliyordum ve değil tüm köyün dünyanın bana deli demesi umurumda değildi o an. Mezarının başında açtım yemekleri, soğuyana kadar bekledim...Senin ruhun yemeğin özünü yesin istedim...Sonra sen doydun bende kalanını yedim...Herkes arkamdan deli dese de ben mutluydum. Sözümü tutmuştum...Canım dedemle, seninle sonunda baş başa yemek yiyebilmiştik...
Sabah uyandığımda hemen okula koştum, sınava girdim ve doğruca garajın yolunu tuttum...Tam üç saat sonra yanındaydım senin. Annem ve ananem de yanındaydılar...Sen bir yanın felç duruyordun öylece yatakta, zayıflamıştın, deyim yerindeyse çökmüştün resmen... Ama hala güçlüydün be dede, hala beni hiçbir şey deviremez der gibiydin...Yada bana öyle geldi seni sevdiğimden bilmiyorum, bilemiyorum...
Yanına oturdum, bana bakıyordun...Korktum o an beni hatırlamayacaksın diye...
'Ya tanımazsa. '
Diyordum içimden ki sen hissetmişsin gibi korkularımı,
'Meral.'
Dedin zar zor oynattığın ağzınla...Ananem bakakaldı, şaşırdı. Geldi yanına tekrar sordu...
'Kim gelmiş seni görmeye? '
Sen büyük bir zorlukla tekrarladın ismimi...O kadar mutlu olmuştum ki ve korkularım birdenbire öyle bir kaybolmuştu ki; gözlerindeki ışığı fark ettim ardından...Evet sende benim gelmeme mutlu olmuştun. Hemen elini tuttum,
'dedecim sırtını ovalayayım mı, ağrıyor mu gene eskisi gibi? ' Dedim, elimi sıktın...
'Tamam, şimdi bir tanecik ağrın kalmayacak' Diyerek, sırtını ovaladım; bütün kalbimle ağrılarının bana geçmesi için dua ettim Rabbime...Seni görmüştüm ya, değil senin ağrıların kolum gitse umurumda olmazdı artık...
Hatırlıyor musun dedem, öpmüştüm her yerini...Dudakların kımıldamış ve zar zor sende kondurmuştun bir öpücük gülümseyerek...Sonra ben kalmak istedim yanında. Annem,
'kabul etmezler.' Dedi,
'kapıda beklerim, hastane girişinde n’olur.' Dedim,
'olmaz üşürsün, yarın gel yine, hadi kızım geç kalma.' Dedi, ananem onu onayladı başıyla... Boynum eğik kabul ettim...
sana baktım,
'dedecim ben yarın gene geleceğim ama şimdi gidiyorum.' Dedim üzgün...Bana baktın gitme der gibi... Gözlerimi çekip gidemiyordum... Uzun uzun baktın bana, bende sana... Derken öptüm seni ve Edremit'in yolunu tuttum.. Yorgunluktan göz kapaklarımın kapandığını fark edemeden sen geldin rüyama,
'meleklerin geldi. 'Dedin gülümseyerek. Öptün beni...
'Seni seviyorum miniğim.'
Uyandığımda Edremit'teydim... Otobüsten inip de eve vardığımda, babam üzgün;
'dedeni kaybettik. ' Dedi, yıkıldım o an, kahroldum dedem... O zaman anladım rüyamdaki gerçek sendin...Veda ediyordun bana...Dua etmiştim ve Allah'ım meleklerini yollayıp beni beklemeni söylemişti ve sende beklemiştin. Beni gördün ve bekleme zamanın bitince de gitmen gereken yere gittin.
…………
…………
Canım dedem, özür diliyorum beni beklerken çektiğin acılar için ve tekrar tekrar teşekkür ediyorum beni görmeden gitmediğin, beni beklediğin için. Babam dedeni kaybettik dediğinde üzüldüm; keşke kalsaydım, son dakikalarda elini tutabilseydim dedim, kendi kendime lanetler yağdırdım...
Ama olmamıştı. Kalmamıştım...Kalamamıştım...Yemeğimizi yiyemeden bırakıp gitmiştin beni, daha okul bitmeden gitmiştin...Seni toprağa karışırken düşünemiyordum; şimdi ben kimin sırtını ovalayacaktım dedecim, şimdi ben sensiz ne yapacaktım?
………..
………..
Aradan yıllar geçti ve 2004 Nisan’ı geldim yanına...Bütün köy beni deli sanmıştı da annem gülerek anlatmıştı bunu bana...Ananemle yemek yapmıştık... Hepsinden birer tabak alıp gelmiştim yanına. Hatırlıyorsun değil mi? Bedenin olmasa da ruhun vardı yanımda biliyordum ve değil tüm köyün dünyanın bana deli demesi umurumda değildi o an. Mezarının başında açtım yemekleri, soğuyana kadar bekledim...Senin ruhun yemeğin özünü yesin istedim...Sonra sen doydun bende kalanını yedim...Herkes arkamdan deli dese de ben mutluydum. Sözümü tutmuştum...Canım dedemle, seninle sonunda baş başa yemek yiyebilmiştik...
İşte o zamandan beri gelemiyorum yanına...
Her yanım özleminle doldu ama merak etme az kaldı gelmeme...
Çok yakında geleceğim ziyaretine..
Seni seviyorum ve hep aklımdasın bunu bil yeter…
Bide...
Bide, beni merak etme...
Ben iyiyim, gerçekten iyiyim...
Meral Bilgiç Karahan
Ben iyiyim, gerçekten iyiyim...
Meral Bilgiç Karahan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder