Geçmişi düşünerek üzülme. Geleceği düşünerek kedere girme. Ölüm yanı başımızda nefes alıyor. Zamanın değerini bil ve gülümse...
23 Nisan 2017 Pazar
Ağlayan Minik Çocuk
Eğer bir umutsuzluğa yakalanmışsa yüreğiniz, sizi her yerde gölgeniz gibi takip eder hüzün. Herkes sizi güleryüzlü, mutlu gördüğü halde; siz içinizde sürekli ağlayan o çocuğun farkındasınızdır ve ne çikolata, ne oyuncaklar nede başını şefkatle okşamanız susturamaz onu...
Çevrenizde hep sevilirsiniz ama kendinizi hiç sevmezsiniz. Yalnızlığı seversiniz size acı verdiğini bildiğiniz halde. Herkesin yalnız olduğunu düşünürsünüz kendinizce ve çift kişilik bir yalnızlık çekmektense tek kişilik bir yalnızlıktır tercihiniz.
Her gece yatağınızın baş ucunda oturarak düşüncelere dalarsınız siyah gökyüzünün izlerken... İçinizdeki minik yürek en çok o zamanlar ağlamaya başlar. En çok o zamanlar yırtar kendini... Arkanıza bakarsınız akşam olmasına rağmen gölgeniz gene yanınızdadır sizin... En çok o zaman bastırır yalnızlığın verdiği acı yüreğinizi.
Ailenizi istersiniz yanınızda yada sarılıp doyasıya ağlayabileceğiniz herhangi birini... Ama yoktur işte kimse ve siz özlemlerinizle başbaşasınızdır. Evinizde olduğunuz halde evinizi özlersiniz... İnsan sesidir duymak istediğiniz ama siz kucağınızda mışıl mışıl uyuyan kedinizin mırıltıları dışında tek bir ses duymazsınız. Sizi gerçekten seven tek yaratık odur dünyada size göre...
Hep aranılan insansınızdır oysa... Ama nedenseinsanlar hep en kötü anlarında ararlar sizi. İçlerindeki tüm acıyı önce size boşaltırlar sonra da o acılarla başbaşa bırakıp giderler mutlu bir şekilde... Yani onlarda aslında muhtaç olduklarında yanınızdadırlar sizin...
Halbuki siz hiçkimseye muhtaç değilmiş gibi gözüksenizde hep birilerine muhtaç olmayı istersiniz ama o birilerini hiç bulamazsınız. Çünkü siz muhtaç olan değil muhtaç olunansınızdır her zaman... Muhtaç olmayı istersiniz de korkularınız engeller sizi... Çevrenizde muhtaç olacak birini göremezsiniz çünkü...
Kimse sizden daha güçlü değildir.
Kimse içindeki o minikle sizin kadar ilgilenmez çünkü... Hayatı akışına göre yaşarlar onlar. Halbuki siz önce kendi hayatınızı sonra da dünyanın gidişini değiştirmek istersiniz. Değiştiremediğinizi hissettiğinizde ise daha fazla ağlar içinizdeki çocuk. Siz işte o zaman anlarsınız, aslında onu sizden başkası ağlatmıyordur onu.
Çünkü siz farkında olmadan çikolataların en acısını yedirirsiniz ona ve verdiğiniz oyuncakların ya bir kolu eksiktir ya kafası... Başını okşadığını düşündüğünüz anlarda ise aslında kanatırcasına vuruyorsunuzdur içinizdeki çocuğa ve o bu yüzden bağırır içinizde de sizden başka kimse duymaz hıçkırıklarını... Sizden başka kimse anlamaz bir yerlerde bir çocuğun iç çeke çeke; özlemleriyle, hayalleriyle, yapayalnız ağladığını...
Ve o çocuk hep ağlar, hiç susmaz...
Hiç susmaz çünkü siz hep kötülükleri görürsünüz yeryüzünde ve hüzün gölgeniz olmaya devam eder her zaman... Siz ise ne gölgenizden kaçabilirsiniz nede içinizdeki o minik yüreğin çığlıklarını duymaktan...
Meral Bilgiç Karahan
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Sen Gittin mi Şimdi Gerçekten?
Ne yazacağımı bilmeden aldım kalemi elime, bir insan ne yazabilir ki çok sevdiği birinin ardından. Harfleri yakalasa bile anlamlı kelimeler ...
-
Küçük bir beyazlığın ardından geliyor uyku, iniyor yavaş yavaş bedenime, göz kapaklarım kayıyor, yer çekimine yeni...
-
Canım Dedem….. Ben iyiyim, gerçekten iyiyim... Canım dedem, sana yazmaya başlamadan önce belirtmek istedim iyi oldu...
-
Ne kadar kolay herkes için konuşmak... Siz hiç daha birkaç aylık olan oğlunuza bakıp 18 sene sonrasını düşündünüz mü? Siz hiç askerlik çağın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder