Ne yazacağımı bilmeden aldım kalemi elime, bir insan ne yazabilir ki çok sevdiği birinin ardından. Harfleri yakalasa bile anlamlı kelimeler kurabilir mi hiç ya da kurmak ister mi gerçekten?
Koca bir sessizlik hakim dilime benim, diyecek hiçbir kelimem yok… Sanki harfleri yakalasam bile birleştiremiyorum, gözyaşı olup akıyorlar gözümden ve yine karışıyorlar hiçliğe…
Tam anlamıyla bu sanırım, koca bir hiçlik var içimde…
Hiçbir şeyin keyfi yok, hiçbir şeyin anlamı yok… Her şey koca bir özlemden ibaret gidişinle birlikte.
Burnum kokunu özlüyor mesela; derken dudaklarım ellerini, gözlerim gülümseyen yüzünü özlüyor en derinden… Hele o kulaklarım yok mu? Sesini özlüyor, güzel kahkahan için yanıyor...
Ah benim güzel babam yüreğim yüreğini çok özlüyor.
Babalar soğuk olur derler genelde… Ama bu seni tanımayanların kuracağı bir cümle sadece…
Babalar sevgi dolu olurlar, sevgilerini sonuna kadar hissettirirler çocuklarına… Sıcaklıkları, yüreklerindeki merhametle örnek olurlar, ışık olurlar yavrularının yoluna… Güçlü olurlar, uzakta da olsa güçsüz hissetmez çocuklar, babaları var oldukça…
Tıpkı senin bize hissettirdiğin gibi kocaman bir yüreğe sahip olurlar ve o yürek sınırsız sevgi ile doludur… Sonsuz bir sevgi, hiç bitmeyen ve bitmeyecek koca bir güven…
Sahi sen ne güzel bir baba oldun bize, ah sen ne güzel bir insan oldun dünyaya babam. Rabb’im binlerce kez razı olsun senden ve Rabb’ime binlerce kez şükürler olsun senin gibi bir baba nasip ettiği için bizlere…
Ah benim güzel babam, gidişinle anladım ne kadar güçsüz kaldığımı…
Hiç aklımdan gitmiyorsun ya; aklıma düştüğünde hep o gülümseyen yüzün geliyor gözlerimin önüne, anılarımızda bir tane üzen şey yok. Hep bir gülümseme konduruyorsun dudaklarıma…
Derken artık yeni anılar biriktiremeyeceğimiz geliyor aklıma; kocaman bir karanlık çevreliyor yüreğimi… O karanlığın içinde koca bir yangının ortasında kalıyorum çaresiz…
Hiç dinmeyen koca bir yangın…
Ah babam, öyle bir yangın ki hiç sönmüyor… Öyle bir yangın ki yüreğim, tam orta yerinde bir kuş misali bekliyor. Kanat çırptığında kanatları yanan, kanat çırptığında ne kadar güçsüz kaldığını anlayan…
Bu öyle bir yangın ki; kor alevlerde bekletiyor yüreğimi… Dağladıkça dağlıyor sensizliği… Güçsüzleştirdikçe güçsüzleştiriyor kanatlarımı… Çıkmak istediğimde sensizlik geliyor aklıma…
Yangın devam etsin orada kalayım istiyorum bir anda…
Bazen, merak etme Toprak yokken, gözyaşlarıma mani olamıyorum hiç, ağzımda tek cümle Allah’ım çok özledim…
Seni çok özledim be baba… Ah bir bilsen ne çok özledim….
Gittiğin o gün, gideceğini anladığımız o gün…
Kollarını öptüm, ayaklarını, koynunu, başını… Defalarca tekrar tekrar öptüm… Seni ne kadar sevdiğimizi söylediğim kulağına… Duydun mu bilmiyorum ama hissetmiştir yüreğin…
Seni alıp götürdüklerinde yastığını kokladım uzun uzun, kokun içime işlesin diye, ah ne kadar güzel kokuyordu bir bilsen…
Ambulanstayken pencerenin hemen ardındaydım… Birden küçük bir kız çocuğuna döndü kalbim… Kapıyı açıp girmeyi ne çok istedim bir bilsen… Bir bilsen elini tutmak, hadi baba ben hala büyümedim, hala küçüğüm gidemezsin, bırakamazsın diye haykırmayı ne çok istedim… Ama giremedim, açamadım kapıyı sadece dışarda çaresiz ağladım… Çaresiz ağladık be baba…
Sen gidip kıyafetlerini geldiğinde sadece geriye onlara sarıldım; uzun uzun kokladım, tekrar tekrar sarıldım…
Öyle güzel kokuyordun ki gitmiş miydin gerçekten…
Masallar kahramansız kalamazdı hani… Bizim kahramanımız nasıl gitti…
Gittiğini öğrendiğimiz o akşam çok çaresizdim, ağlamaktan başka bir şey nasıl gelmezdi bir insanın babası giderken… Nasıl hiçbir şey yapamazdı… Nasıl bu kadar çaresiz olurdu, güçsüz kalırdı…
Ah babam, affet hiçbir şey gelmedi elimizden… Arkandan bakmak, bıraktıklarınla yetinmek dışından hiçbir şey gelmedi elimizden.
O kadar çaresizdim ki, torunun teselli etti beni… Halbuki en çok özleyeceklerdendi seni…
Oyun arkadaşıydın sen onun, sen herkes hayır dediğinde sığındığı limandın… En çok kollayandın ve en çok şımartandın onu… Ve gidişinle ben çocuklaşırken o koca bir adam oldu karşımda…
Dedesinin torunu; eline fotoğrafını aldı, yüzüne astı ve özlediğinde ben dedem gibi konuşurum seninle anne dedi…
O da seni çok özledi biliyor musun?
Köyde; seni her ziyarete geldiğimizde, kafasını kaldırdı maviliklere ve sana seslendi…
Dedeeeeeeee, dedeeeee… Baktı ses gelmiyor her zamanki gibi başladı Zafer Bilgiçççççççç, sonra üzüldüğünü belli etmeden duymuyor mu anne?diye sordu vazgeçmeden…
Sana her geldiğimizde hep aynı şey yaşandı? Her seferinde o seni duyar biz duyamayız dedik ve her seferinde daha güçlü seslendi sana…
Senin mezarını suladı, süsledi kendince… Yalnız kalma diye diğer mezarlarla birleştirmek için kavga etti bizimle hatta… Sonra bütün mezarları suladı, senin arkadaşların diye… Sen her mezarlığa geldiğinde tüm mezarları nasıl sularsan aynı öyle yaptı…
Geçen akşam, görmüşsündür sen; anne dedemi özlediğinde ona sarılabilirsin dedi… Yukarıda bileştirdi ellerini, birde uzaktan bir öpücük kondurdu…
Hissettin mi?
Sonra birlikte sarıldık sana, üçlü sarılma yaptık… Artık her aklımıza düştüğünde sarılıyoruz maviliklere çünkü biliyoruz sen maviliklerdesin, yüreğinin güzelliğindeki yerdesin…
Toprak, doktorları sevmiyor artık baba; dedemi aldılar sonra cennete gitti dediler diye kızıyor onlara. Aklına geldiğinde sabahlar mektuplar yazıyor sana, sonra gökyüzüne üflüyor onları…
“Dedecim seni çok özledim, en yakın zamanda köye geleceğiz yanına” deyip kalpler yapıyor bir sürü… Her akşam dedeme selam söyleyin dua okumayı unutmayın diye hatırlatmada bulunuyor bize…
Ah nasıl unuturuz, her duamızda sen, her aklımıza düştüğünde dua var dilimizde…
Şimdi Ada Liya’yı bekliyor…
Senin gösterdiğin şefkatle sarmalamak için ona ve seni anlatmak için…
O’nu da ne kadar çok sevdiğini bilsin diye, heyecanla bekliyor…
Hiç merak etme olur mu onları…
Sakın aklın kalmasın bizlerde… Senin öğrettiğin gibi, sana layık evlatlar olacağız sakın endişe duymasın yüreğin…
Ağladığımızda da üzülme n’olur; çok görme gözyaşlarımızı…
Ah babam, affet hiçbir şey gelmiyor elimizden… Arkandan bakmak, bıraktıklarınla yetinmek zorundayız çünkü… Çünkü artık başka anılar biriktiremeyeceğiz seninle…
Çünkü masallarımız bitti, sensiz hiç büyüyemeyeceğiz artık… Bir rüzgar çıksın kokun gelsin burnumuza diye bekleyeceğiz… Geriye kalan videolardan izleyeceğiz kahkahanı…
Gittiğini bilmek kadar acıtmayacak hiçbir şey canımızı… O yüzden çok görme bu gözyaşlarını ve sakın üzülme babam…
Sensizlik çok acı ama acı sorun değil inan özlemin var ya o özlemin herşey darma duman….
Meral
Eylül'21
