13 Nisan 2017 Perşembe

Minik Zehra





15 aylık daha minik Zehra...



Çakmak çakmak gözleri…

Bir görmelisiniz fotoğrafındaki gülümseyişini. Sanki bir melek oturmuş da karşınıza siz resimlemişsiniz onu sonsuzlukta..
Kim bilir ne kadar mutlu etti doğumuyla ailesini? Şu an çaresizlikten akan gözyaşları gibi ne çok akıttılar kim bilir mutluluktan damlaları? Annesi nasıl da kokladı yavrusunu doya doya?

………


Doğumu ardından 15 ay geçti minik Zehra’nın. Ama Zehra hep aynı Zehra. Doğduğundaki gibi melek...

Sevimli…

Suçsuz Zehra…

Suçsuz...

Yaşamak istiyor belli… Sürekli gülüyor ve daha minicik olmasına rağmen sarılıyor hayata. Ama hayat çoktan dışladı yavrucuğu. Hayat çoktan sen bize ait değilsin dedi minik Zehra’ya.



Ama O pes etmedi, hatta dediğini anlamadı hayatın; inadına gülümsedi, inatla umutlarına yeni umutlar ekledi.
Bu inat üzerine, hayat ona bir şart koştu kalabilmesi için karşılığı 80 milyar olan. Tabii minik kızın haberi yoktu bu koşuldan. Ailesine gelince çaresizlik içinde kabullendiler hayatın küçük kızlarına çıkardığı büyük engeli…

Minik Zehra..
Gözleri çakmak çakmak Zehra, habersiz kalbindeki 5 delikten.

Bu yetmezmiş gibi damarlarından biri de tıkalı ama önemsiz kalıyor deliklerin yanında.

Annesi çaresiz ağlıyor her gece. Yapacak bir şey yok ellerinde. Değil 80 milyar, 1 milyarı bir arada görmemişken daha ne yapacağını bilemiyor kocasıyla kafa kafaya verip düşünürken durumlarını…
Minik Zehra ise geceleri kalbine batan iğneleri arıyor her gün uyanarak aniden. Hani bulur da annesine gösterirse, annesi onları atar diye düşünüyor ve umutsuzca sabah akşam iğneleri arıyor yatağının üstünde. İyice yakarlarsa canını bu iğneler annesine sarılıyor sıkı sıkı da hafifliyor acıları.


Hareketli bir bebek minik Zehra.

Ama hareket etmesi yasak.

Anlamıyor bu yasakları, ben daha bebeğim neden yasak koyuyorsunuz diyen gözlerle bakıyor çevresine ama; cevap alamıyor bir türlü. Yorulmak yasak minik Zehra’ya hatta bazen içten bir gülüş bile yasaklanıyor ona, kalbine ağır gelir diye.
Evet daha bebek o, hareketli olması gerekli doğru ama kalbi. O küçük kalbi yaşlı düşmüş daha en başından. Dur diyor durmadan Zehra’ya... Öyle atlayıp zıplama sürekli.

Dur, yoruluyorum.

Ve Zehra bu haykırışların ardından duruyor hiç istemese de…


Hayat şart koştuğu engel için zaman koymuş Zehra’ya da; Zehra bunu umursamadan, yasaklara üzülmeden devam ediyor yaşamaya. Pes etmiyor tüm olumsuzluklara rağmen. Gözleri devam ediyor çakmak çakmak bakmaya, devam ediyor minik Zehra tüm olumsuzluklara bebek kahkahalarıyla karşılık vermeye..

………………….


Zehra kız…
Canım kız…
Bir gazetede karşılaştım seninle. Daha bu yaşta yaşadıklarını okudukça, gözlerindeki ışığı fark ettikçe ne kadar utandım kendimden bir bilsen. O minicik bedeninle nasıl da ders verdin bu ablana, ah bir bilsen.


Bir melek gibi nasıl girdin hayatıma da, nasıl canlandırdın umutlarımı, nasıl yeşillendirdin karanlıklar basmış kurumuş ruhumu?...



Ah bir bilsen...


Şimdi ben her gece o güzel yüzünü hatırlayıp dua ediyorum senin için.
“O bir melek” diyorum..
“Evet melekler birilerini mutlu eder sonra da başkalarını mutlu etmek için ayrılırlar yanımızdan ama... Ama bu melek giderse mutsuz edecek herkesi. Sen onu alma yanına. O devam etsin çevresine ışık saçmaya.” Diye Allah’ıma..


Ve her gece senin bakışlarınla aydınlanıyor yüreğim, senin bir bakışınla, çakmak çakmak gözlerinle yeşeriyor ümitlerim…


Meral Bilgiç Karahan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen Gittin mi Şimdi Gerçekten?

Ne yazacağımı bilmeden aldım kalemi elime, bir insan ne yazabilir ki çok sevdiği birinin ardından. Harfleri yakalasa bile anlamlı kelimeler ...